KENTSEL DÖNÜŞÜM VERİMLİ DEĞİL

Bir yaşam alanı olarak evlerimiz, ekonomik seviyeye göre üretiliyor. Günümüzde evlerin konfor seviyesinden başka bir kavram daha gündemimize girdi, çok tüketen evler. Yakıt fiyatları arttıkça, aynen araçlarda olduğu gibi evlerin kullandığı yakıt da önemli olmaya başladı.

Çelişkili bir durum ama aşırı tüketimli evler daha çok gelir seviyesi düşük bölgelerde yer almaktadır. Maalesef evlerin güzelleştirilmesi için harcanan paralar tüketimleri için harcanmamaktadır. Evlerimizdeki konfor seviyesi, kışın sıcak, yazın da serin tutması ile kendisini göstermektedir. Evlerimizi belli bir sıcaklık seviyesinde tutabilmek için maalesef sokaklarımızı ısıtmak zorunda tutuyoruz. Aynı şekilde aşırı ısıttığımız evlerimizi soğutmak için yine yüksek miktarda enerji sarfediyoruz.

Artık Enerji Verimliliği hayatımızın her alanına girdi. Ne hikmetse binalar bundan çok az nasibini aldı. Kısa adı ENVERDER olan Enerji verimliliği Derneği, bu konudaki kamu duyarlılığını artırmak için çaba sarf ediyor. Evlerde kullanılan enerjinin önemli bir kısmının ısıtma maksatlı olduğuna ve son yıllarda elektrik tüketiminin de arttığına dikkat çekiyor. Bu yönde kanuni düzenlemeler yapıldı, bilgilendirmeler yapıldı ama Enerji Verimliliği tam manasıyla inşaat sektörüne uğramadı. Bursa’da ENVERDER ‘Evlerimizin Üşümesin’ kampanyası yaptı ve çok başarılı oldu. Şu anda ülkemizde en fazla yalıtımın sağlandığı şehir Bursa.  ENVERDER’e  göre Türkiye’deki binaların yüzde 90’ı yalıtımsız ve bu nedenle her yıl ortalama 7.5 milyar dolarlık enerjiyi israf ediyoruz.

Bugünlerde kentsel dönüşüm bir furya halini aldı. Bazı şehirlerimiz 20 yıl öncesi kurulmasına rağmen kentsel dönüşüm adı altında deprem yönetmelikleri avantajları kullanılarak yeniden inşa ediliyor. Ne var ki buralarda Enerji Verimliliği dikkate alınmıyor. İnşaat sektöründeki enerji verimliliği uygulamaları örnek LEEDS uygulamalarından öteye gitmiyor. Bugün 10 yıllık yapı üretimimizi ele alalım ve ne kadarı Enerji Verimliliğine uygun üretilmiş bir bakalım. Enerji Verimliliği sadece yalıtım ile olmuyor. Örneğin binalarda yapılması gereken ısıtma tesisatlarının yönetmelik gereği kombiden merkezi sisteme geçirilmesi gerekiyor. Fakat tüketici kombi uygulamasını daha da çok benimsediği için 2000m2nin üzerindeki binalar dahi site olarak değil de blok olarak tescil ediliyor ve kombi uygulaması yapılıyor. Hatta merkezi sistem projeleri site yönetimi tarafından alınan karar ile kombiye çevriliyor.

Cari Açığın Sebebi Bu

Türkiye'nin 2010 yılında enerji ithalatı 34 milyar dolar idi. Cari açığı ise 48.6 milyar dolar olmuştu. Yani enerji ithalatımız cari açığımızın yarısından bile fazla. Binaların yalıtımsız olması sebebiyle her yıl önemli bir enerjiyi israf ediyoruz. Bu nedenle 2003 yılında ortaya konan  Enerji Verimliliği Strateji Belgesi ile 2007 yılındaki yönetmelikler ülkenin bu kayıplarını azaltmayı hedefliyor. Halen yürürlükte olan kanuna  göre artık her binanın bir Enerji Kimlik Belgesi olacak. Türkiye'nin enerjisinin yüzde 73'ünü ithal ettiğini bildiğimiz halde ısı yalıtımı ile binaların ısıtma ve soğutma için harcanan enerjiden %60’a kadar  tasarruf sağlayabilirdik. 2010 yılı başından itibaren yeni binalarda Enerji Kimlik Belgesi uygulaması zorunluluğu bulunmaktadır. 2017 yılı itibari ile tüm binalarımızda enerji kimlik belgesi olması zorunluluğu var. Bu noktada tapunuzu alın ve bakın, böyle bir zorunluluğa rağmen tapunuza bu durum neden işlenmemiş? 1000 binanın yalıtımlı olması ile yılda 300 milyon dolar enerji tasarrufu sağlanacaktır. Yalıtımı olmayan mevcut binaların ise her yıl ortalama 7.5 milyar dolarlık enerjiyi havaya savurmaktadır ve bu cari açığı doğuran önemli bir sebeptir . Yalıtım uygulamalarının artmasında çeşitli finansal teşviklerin uygulanması gerekir, tüketici için en önemli teşvik ise cepte kalan, ülkemizde kalan para. Enerji Kimlik Belgesi uygulaması 2017’den itibaren mevcut binalarda da zorunluluk haline geldi. Fakat o gün geçtiği halde binalarımızın büyük çoğunluğu halen yalıtımsız durumdadır.

Yalıtım ile ilgili kanuni zorunluluklar yanı sıra teşviklerin artması beklenmektedir. Hali hazırda mortgage benzeri çok düşük faizli, uzun vadeli yalıtım kredileri uygulanmaktadır. Orta vadede binalara azami enerji ve emisyon sınırlaması getirilmesi, özellikle mevcut binalarda ısı yalıtımı ve verimli sistemler için yapılacak yatırımların özendirilmesi için başvurulacak yöntemler arasında görülüyor.

Şimdilerde enerji konusu gündemde, herkes rezidansının park alanının çatısına güneş pilleri koyuyor ve Solar Kent ürettik diye reklam yapıyor. Ama ihmal edilen çok önemli bir ısı yalıtım meselesi var. Binanın dış yüzü güzel görünsün diye cam kaplama yapılıyor fakat bu binayı nasıl soğuturuz diye hiç düşünülmüyor. Ciddi enerji kayıplarımız var bu yeni yapılarda. Toplu konut alanları yapılırken bunların atıklarını nasıl toplarız düşünülmüyor. Binalar yapılırken aydınlatma için veya ısıtma için ortak ekonomik çözümler düşünülmüyor. Son yıllarda ciddi bir bina üretimi oldu. Bunların bazıları kentsel dönüşüm adı altında yapıldı. 15 yıl sonra bu binaları da dönüştürme ihtiyacı duyacağımızdan endişeliyiz. Neden bugünden buna eğilmiyoruz? Ortak hedefimiz olmadığından mı yoksa konunun uzmanları bir araya gelmediğinden mi? Evet pazar bugün bunu götürüyor ama yarın değiştireceğimiz binaları bugün niçin üretiyoruz?

Planlamalar yetersiz ve buna karşılık uygulama önünde ciddi engeller var. Bayındırlık Bakanlığı ve Enerji Bakanlığı, mevzuat için çalışıyor ama bu arada kentlerde önemli bir dönüşüm yaşanıyor. Çok ciddi mühendislik ve verimlilik hataları var bu yeni binalarda. Etkin kentsel hizmet üretimi, kamu yararı odaklı planlama, sağlıklı çevre afetlere karşı korunma, ulaşım, kültürel miras, kent suçları ve güvenlik konuları maalesef ele alınmıyor.

Çok Enerji Tüketirken Çevreyi de Kirletiyoruz

Isıtma veya farklı amaçlar ile kullandığımız enerjinin çevreye olan etkisine de dikkat etmeliyiz.  Sera gazı oluşumu ve CO2 ve NOX gibi zehirli gazlar gerek elektrik enerjisi üretirken gerekse evlerimizi ısıtırken oluşuyor. Dünya genelinde bu etkileri azaltmak ve küresel iklim değişikliğini kontrol altına almak üzere sözleşmeler yapılıyor. İşte KYOTO diye duyduğumuz protokol bunu öneriyor. Enerji politikalarının ekonomik büyüme ve sosyal kalkınma hedeflerini sürdürülebilir şekilde gerçekleştirmedeki önemi daha da artıyor. Diğer dünya ülkeleri gibi Türkiye’nin de temel politikası enerjinin zamanında, yeterli, güvenilir, rekabet edilebilir fiyatlardan, çevresel etkileri de göz önünde tutularak sağlanmasıdır. Atmosferdeki sera gazlarının miktarlarının artarak sera etkisini kuvvetlendirmesi sonucu küresel ısınma, özellikle 1980’li yıllardan sonra daha da belirginleşmiş ve 2000’li yıllarda en yüksek değerine ulaşmıştır.  Şu anda 368 ppm CO2 salımı 450 ppm seviyelerinde tutulmaya çalışıyor. Böylelikle dünya ısısının 4 derece artacağı öngörülüyor.

Şimdilerde dünyada pasif evler üretiliyor. Kendi kendine yeten evlerden bunlar. Bugün düşünülür ise faydalı, yarın mevcut binanıza manto giydirerek daha büyük bir maliyet ile daha az bir netice alabiliyorsunuz. Örneğin strafor türü yalıtım malzemesi ile ısı kaybınızı %50’ler seviyesinde tutabilirken ısı yalıtım boyaları ile cephe boyadığınızda veya içten boya tatbik ettiğinizde %30 civarında tasarruf elde edebiliyorsunuz. Bu ise elektrik faturalarınızın %30 ile 60 arasında azaltılması demektir. Eğer baştan bir pasif ev yapmış olsa idiniz sıfıra yaklaşan bir enerji tüketiminiz olabilirdi.

Ülkemiz ve tüm dünyanın ciddi enerji ihtiyacı bulunmaktadır. Bu ihtiyaçları karşılamak için günü kurtarmak pahasına ucuz binalar üretmek bize fayda getirmiyor. Şimdiden bu binaları daha ekonomik hale getirerek enerji gereksinimlerini azaltabiliriz. ENVERDER’e göre Enerji verimliliği, kent dokusu, şehir olgusu ve geri dönüşüm kavramları ile binalar yapılmalıdır. Evlerimizi konforlu  yaşam alanlarına dönüştürmenin yolları vardır. Evleri ısıtmak için harcadığımız tonlarca enerjinin aslında tüm çevreye zarar verdiğinin bilinci içerisinde projelerimizi tekrar düşünmeli, mevcut binalarımızı bu şekilde inşa etmeliyiz. Aslında üşüyen evlerimiz değil cebimizdir.

  • Tatlısu Mah. Arif Ay Sk. 36/1 Şerifali - Ümraniye/İSTANBUL
    info@odaklimedya.com
    0 216 527 32 62
ODAKLIMEDYA